27 Kasım 2011 Pazar

Anaokulu halleri

Anaokuluyla birlikte sadece Ateş değil, biz de başka bir sosyal yaşantıya başladık.
Ödevlerimiz var, okuldan gelen link book u okuyoruz. Ateş'in günlük ne yaptığını takip ediyoruz.
Haftalık programlardan neleri öğrendiğini görüp, neleri evde tekrar etmemiz gerektiğini anlıyoruz.
Yemek programına göre günün akşam yemeğini ayarlıyoruz.
Ödevlerimiz de var bazen : Yaprak toplama, fener yapımı için pet şişe tedarik etme, mavi kapak seferberliğine destek verme, strafor ve resim gönderme gibi.
29 Ekim'de okulun fener alayına katıldık. Ladybugs grubunda olduğumuzdan fenerimiz de uğur böceği şeklindeydi. Fenerimiz yaktık, bayrağımızı salladık. Ormanda yürüdük, donduk, ertesi gün hastalandık.

Doğumgünü

Yine bir doğumgünü geldi.
Evimiz arkadaşla, sofra yemekle doldu taşıtı.
Hediyelerden ve abuk subuk yemeklerden şımaran Ateş'i hizaya getirmek günleri aldı.
2. yaş doğum gününün ardından kalanlar ise :
- Arabalara hasta. Hatta tekerlekleri olan herşeye hasta.
- Mum üflemeye bayılıyor.
- Anlaşmazlık halinde karşısındakini ısırmak gibi bir çözüm üretti.
- Canım isterse muuuaahhh diye ses çıkartarak öpebilirim.





Ben meseleleri

Elimi göğsüme vurup "ben ben ben ben" diyorum.
Yok, yanlış anladınız, bir Tarzan Jane olayı söz konusu değil.
Ben yapmak istiyorum. Yapamayınca sinirlenip kendimi yerden yere atacağım ama olsun. Ben yapayım.
Baba gibi duş almak istiyorum, küveti doldurmayın.
Ayakkabımı kendim giymek istiyorum ama beceremezsem ağlayacağım.
Fermuarımı kendim çekeceğim, çekemezsen büyük sorun var demektir.

İş ev iş ev iş ev iş ev iş ev

Şimdi yeniden hatırladım.
Alışveriş cumartesi gününü yiyen bir aktiviteymiş.
Kuaför haftasonu yapılmıyorsa kaşlar orman, tırnaklar toynak oluyormuş.
Evde vazoda çiçek, ruh haline göre değişen masaörtüsü korkunç bir lüks imiş.
Sosyal medya sadece tuvalette iphonedan bakılabilen bir mecraymış.
İşten paçasını yaptırdığım pantalonu alabilecek kadar erken çıkmak 2 hafta sürebilirmiş.
Evde akşam ne pişeceği sadece bir süpriz meselesiymiş.